Ana sayfa İHA Pliyosen ve Son Interglasiyel Dönemin Isınma Hızlarının İzlenmesi

Pliyosen ve Son Interglasiyel Dönemin Isınma Hızlarının İzlenmesi

0

Son buz tabakası rekonstrüksiyonları ve iklim modelleri kutup sıcaklıklarının ve küresel ortalama deniz seviyesinin tarihte en az iki kez bugün olduğundan biraz daha yüksek olduğunu göstermektedir: Son Interglasiyel (Last Interglacial “LIG”; 130.000 ila 115.000 yıl önce) ve Pliyosen sırasında. Geçtiğimiz milyon yıl boyunca Doğu Antarktika Buz Levhası’nın (EAIS) yüzeyinin çarpıcı şekilde azaldığı yakın zamanda bildirilmiş olmasına rağmen, bu azalmanın özellikle Pliyosen ve LIG ısınmalarına karşılık mekansal dağılımı henüz keşfedilmemiştir. EAIS’nin bu daha ılıman iki iklimdeki davranışını keşfedebilmemiz için, EAIS’ye bariyer olan Kraliçe Maud Bölgesi’ndeki Sør Rondane Dağlarına odaklanıyoruz. Sıra dağların güneyindeki ve kuzeyindeki buz yüzeyi irtifa farkları gösterir. Güneyde, buz yüzeyi deniz seviyesinden 2500 metre yüksekliğe kadar yükselir. Sıra dağların kuzeyinde yaklaşık 1500 metre yükseklikte buz ovaları bulunur. Böyle bir buzul alan, Sør Rondane Dağları’nı LIG ve Pliyosen ısınmalarının hızını izlemek için ideal bir saha laboratuvarı yapar.

BELARE 2017-2018 Keşif sonuçlarına dayanarak, EAIS’nin Miyosen sonundaki yüzeyinin bugünden en az 400 metre daha yüksek olduğunu ve bu nedenle platodaki buzun dağlık alan üzerinde kuzeydoğuya doğru drene olduğunu öne sürüyoruz. Pliyosenin başlangıcında, buz yüzeyi azalmaya başladı ve güney-kuzey bağı, Erken Pleistosen öncesinde çoktan kırılmıştı. Bu yüzey azalması, buz drenajının sıra dağların içinde veya çevresinde kanalize olmasına sebep oldu. Daha sonra, LIG sırasında buz yüzeyi irtifasında ikinci bir dramatik düşüş meydana geldi, Pliyosen azalmanın aksine, bu düşüş sıra dağların kuzeyindeki buz ovaları ile sınırlı görünüyor; güneydeki buz platosu sıra dağın kuzey tarafında meydana gelen dramatik değişikliklerden etkilenmedi.

Nils Larsen Dağı’nın batı tarafında buzul birikintileri. Batıya doğru görüntülenmektedir.

Bu 2018-2019 güney yazında, güney batı Sør Rondane Dağları’ndaki Nils Larsen Dağı’ndaki bugünkü buz yüzeyinin birkaç yüz metre yukarısındaki Hansen Buzulu’nun bıraktığı buzul tortularına odaklandık. Bu birikintiler metamorfik anakaya kayalarını örter ve kalınlığı yerel olarak 100 metreden daha fazladır. Geçmişte, Hansen Buzulu, dağın batı tarafında art arda sağ yanal buzul taşları (moren) inşa etti.

3 Ocak’ta, ben, Dr. Mehmet Yeşiltaş (Meteorit Araştırmacısı) ve Manu Poudelet (rehberimiz), Prenses Elisabeth Antarktika İstasyonu’ndan üç snow mobil ve üç kızak ile ayrıldık. 50 km boyunca 3 saatlik bir sürüşten sonra Nils Larsen’daki kampımıza bir mutfak, bir tuvalet ve üç uyku çadırı yerleştirdik. 8 Ocak’a kadar Dr. Yeşiltaş ve rehberimiz platoya gidip meteorları toplarken, ben hayatımda ilk kez sahada yalnız çalıştım. Yeşiltaş aramasını tamamlayıp istasyona geri döndükten sonra rehberimiz bana sahada eşlik etmişti.

Hansen Buzulu’nun sağ yanal morallerinden birinin tepesi boyunca düzensiz aşınmış kaya örnekleme.

Sağ yanal morenlerin ardışık olmasına odaklandım. Tepe noktası boyunca 35 düzensiz ve aşınmış kaya tespit ettim ve kozmojenik nükleit analizi için en üst yüzeylerini örnekledim. Sonra örneklemeyi tamamladım, çalışma alanının yüksek çözünürlüklü sayısal yükseklik modelini yeniden inşa etmek için insansız hava aracıyla uçuş görevlerine başladım. 10 Ocak’ta, uçuş görevlerinden biri sırasında, İHA bağlantısı koptu ve aracı kaybettik. Yaklaşık beş saat sonra bulduk. Neredeyse hasarsızdı, sadece bir pervane kırıktı. Kar fırtınası 10 Ocak Cuma sabahı başladığı için istasyona geri dönmeye karar verdik. Kar fırtınası pazartesi sabahın erken saatlerine kadar devam etti. 14 Ocak Pazartesi günü, kalan uçuş görevini tamamlamak için Nils Larsen Dağı’na geri döndük.

Bu yıl şanslıydık ve kamp yapmak için yaklaşık 10 gün geçirdik. Saha keşfimizi Nils Larsen’da başarıyla tamamladık. Şimdi, Duffekfjellet ve Norhaugen gibi sıra dağların güneyindeki ve doğusundaki diğer dağlara keşif gezileri hazırlıyorum. Geçmiş ısınma aşamalarının ve coğrafi arşivlerinin hızını izlemeye devam ediyoruz.

Nils Larsen’deki kampımız

*Pliyosen Çağ, yaklaşık 5 milyon yıl öncesinden 2 milyon yıl öncesine dek süren üçüncü jeolojik çağın son dönemidir. Interglasiyel dönem iki buzul dönemi arasındaki daha ılıman bir iklim periyodunu ifade etmek için kullanılır. Rekonstrüksiyon hasarlanmış ve onarılamaz bir yapının “yeniden yapılması”dır.

BİR CEVAP BIRAK

Leave the field below empty!